Bu sabah kızım dedi ki " Annecim bugün sosyal medyada seninle bir fotoğrafımı paylaşıp, güzel bir şeyler yazmayı çok istedim. Her zaman paylaşıyorum aslında ama sanki bugün bir başka.. Annesini kaybetmiş arkadaşlarım var .Hele şu salgında annesini ,evladını kaybeden ne çok insan oldu. Paylaşırsam kendimi çok kötü hissedeceğim. Sakın bana kızma ya da üzülme olur mu ? "
Nasıl kızarım ,nasıl üzülürüm ,sadece gurur duydum onunla.. Gencecik yaşta annesini kaybetmiş biriyim ben ,nasıl anlamam bunu.. İnsan kaç yaşına gelmiş olursa olsun annesi, babası ,hele ki evladını kaybetmiş yürekler eksiktir. Kaç renk kalemle boyarsanız boyayın o kare dolmaz, o resim tamam olmaz bir daha...Ebediyete göç eden tüm anne ve evlatların mekanı cennet olsun..
Öğle saatlerinde annesini erken yaşta ve çok yeni kaybetmiş bir arkadaşı arayıp, benim anneler günümü kutlamış. Kucak dolusu teşekkür edip ,onun gibi güzel bir evladı dünyaya getiren melek annesinin gününü kutladı kızım da.. Sarılıp, ağlaştık öylece..
Kızım daha 5-6 yaşlarındaydı sanırım. ( Anneannesini görmek ,tanımak kısmet olmadı ona..) Hayatın çalkantılı dönemlerinden birisiydi belli ki. Canımı çok yakan bir olay ve içimi acıtan bir söz çarptı gönül haneme . Zihnim ve bedenim aynı anda sendeliyorken ; işyerimde mutfağa doğru atmaya çalışıyorum ki kendimi ,ulu orta gözyaşlarımı görmesin meydan. Bir an durdum ve sırtımı o duvara dayadım güç almak ister gibi. Ve duvarın soğuk yüzü beni kendinden iterken fark ettim ki ; yıllar önce anneciğimin beni uyarıp, üzülürsün diyerek anlatmaya çalıştığı tam olarak da işte bu.
Of bunu fark etmenin şiddetiyse olaydan çok beter !Kulağıma çalınan çanların sesi hala kulaklarımda. Söğüt dalı misali sallanıp duruyorken o sıra ,tek bir cümle döküldü titreyen dudaklarımdan..
" Kızım.. Ben de kızıma bir sürü nasihat verip, kendimce doğruyu anlatmaya çalışacağım. Ve bir gün benim söylediklerimi kenara koyup, o da kendi bildiği yolda yürümeyi tercih edecek. Onun da böyle taşlar çıkacak mı yoluna ,çok canı yanar mı? Ne olur Allah'ım ne olur onun canı böyle yanmasın.."
Ben o gün anne oldum sevgili okur, annelik ne demek en çok o gün anladım.
Hayat öyle güzel bir tiyatro sahnesi ki bilene , rolünün başladığı yerde giriyor bittiğinde de çıkıveriyorsun sahneden. Ve bu sahnede annelik makamına erip ,evladınla büyümek nasip ettiyse rabbim , aslında çocuk ruhunla beraber yürüyorsun o yolda. Anneliğin ilk anından itibaren iyisiyle kötüsüyle ,acısıyla tatlısıyla çocuğunu büyütürken yanında yürüyor senin de çocukluk, o gençlik ruhun..
Kaç yaşındaysa evladın ,senin de o yaşın gölge gibi peşinde. Bugün bir anne olup güldüğün, oynadığın, kızdığın ağladığın o güne ; sonra çocuk ruhunla bakıp annenin neler yaptığı ve senin neler düşündüğün bir bir diziliveriyor gözlerinin önüne.. Onun ilk aşkına tanıklık ederken , kendi ilk aşkına uçuveriyor zihnin usulca.. Senin bastığın yanlış taşa bastıysa çırpınıyorsun dur yapma diye, sonra dönüp "sen anneni duydun mu?" diye fısıldıyor iç sesin. Hayallerine ortak olup ,yaptığı rengarenk uçurtmaların ipini tutmak istiyorsun onunla. Ve sonra o yıllarına bakıp "kaç hayalim gerçek oldu ki?" deyip yutkunuyorsun belki sessizce. Ama yükselen bir uçurtmana denk geldiyse hayaller , eh o zaman değmeyesin keyfime..
Anne olan, olamayan ama anne ruhu ve sevgisiyle her canlıyı gönülden sarmalayan herkesin, her günü kutlu ve mutlu olsun..
Bu gece ne yazdım, ne anlattım ben bilmem, öylesine dökülüverdi dilimden. Sürçu lisan ettiysem affola..
Araya çiçekler serpiştirdim ki; tam yazıyı kasvetli belki hüzünlü bulduğunuz an aydınlatsın sizi, çiçek açsın ruhunuz diye🤗
Bu nerden girip ,nerden çıktığım belli olmayan satırlarıma gözü takılan ,okuma nezaketini gösteren herkese sevgi dolu ,muhteşem bir hafta diliyorum..
Sevgilerimle..



